KARAR VERMENİN MANTIĞI ve DUYGULARIN ROLÜ

8 Mart 2018 Sinem BOZYER

Hayatımız boyunca yaşamımızı şekillendirecek ve geleceğimizi tayin edecek sayısız kararlar alırız. Bu sebeple karar verme sürecini ve altında yatan mantığı anlamak tarih boyunca araştırmalara konu olmuştur. Bilim insanları, karar vermenin öneminin herkes tarafından bilindiğini varsayarak her bireyin kendi faydasını maksimize edecek biçimde rasyonel kararlar verdiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak gerçekte durum böyle değildir ve bireyler genellikle kararlarını duygularının etkisiyle vermektedirler. Bu çalışmada, duygularımızın bizleri karar yanılgılarına nasıl düşürdüğü gerçek hayattan verilen örneklerle anlatılmış; akabinde devlet kurumlarının uyguladığı ‘kamu politikalarının’ davranışsal iktisat sayesinde daha iyi sonuçlar alınan, daha verimli ‘davranışsal kamu politikalarına’ nasıl dönüşebileceği ile ilgili öneriler sunulmuştur.


Özgürce karar verebilme, biz insanları diğer tüm canlılardan ayıran ve varlığımızı anlamlandıran yegâne farkımızdır. Birey olarak her yeni güne vereceğimiz kararların sorumluluğu ile başlar, her gece ise bu kararların yorgunluğu ile günü noktalarız. Hangi mesleği seçeceğimizden akşam yemeğimizde ne yiyeceğimize, birikimlerimizi nasıl değerlendirmemiz gerektiğinden çocuklarımızın nasıl bir eğitim alması gerektiğine kadar hayatımızı etkileyen birçok karar alırız. Bu nedenle geleneksel iktisadın öncü düşünürleri dünyadaki kıt kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesinde insanların doğru kararlar alarak rasyonel davranış sergileyeceklerini varsaymışlar ve bu kabul doğrultusunda iktisat bilimini şekillendirmişlerdir. Burada bahsi geçen rasyonellik kavramı, sahip olduğu bilgi ile fayda maliyet analizini iyi yaparak aldığı kararlarda kendi fayda ve mutluluğunu arttırmaya çalışan bireyleri tanımlamak için kullanılmıştır. Ancak, her insanın daima mantıklı kararlar aldığı şeklinde bir genelleme yapmak ne kadar doğrudur? Günümüzde dünyanın kıt kaynakları, en iyi şekilde mi değerlendirilmektedir? Her zaman ekonomik çıkarlarımız için en doğru kararı aldığımızı iddia edebilir miyiz? Bu notta yukarıdaki soruların cevaplarını farklı bir iktisadi bakış açısı ile ele alacak ve duygularımızın bizi yönetebilme gücüne ışık tutacağız

KARAR YANILGILARI

Her ne kadar geleneksel iktisatçılar bireylerin rasyonel davrandığını iddia etmiş olsalar bile, aksine bireyler satın alacağı bir ürünün fayda maliyet analizini uzun uzadıya yapmak istememekte; çevre, toplum, psikoloji, alışkanlıklar gibi birçok uyaranın da etkisi ile bazı kısa yollara başvurarak, duygularını kullanarak kararlar vermektedirler. Özellikle içinde bulunduğumuz çağda bilginin her zaman erişilebilir olması ve istemesek bile sürekli yeni bilgiye maruz kalmamız kararlarımız üzerinde oldukça etkilidir. Genellikle bu yoğun ve sürekli bilgi akışı duyularımız tarafından algılandıktan sonra duygularımızın etkisiyle rasyonel olmayan davranışlarımız tetiklenmektedir. Yoğun bilgi ile başa çıkma şeklimiz, insanların geleneksel iktisadın kabul ettiği gibi rasyonel davranmadığı gerçeğinin ortaya çıkmasına ve rasyonellik görüşünü kabul etmeyen davranışsal iktisadın doğmasına yol açmıştır. Bireylerin tercihlerinde yaptığı hatalar ve düştükleri tuzakları teorilere, gözlemlere ve deneylere dayanarak inceleyen davranışsal iktisat, geleneksel iktisadın aksine bireylerin kararlarında en iyi ihtimalle sınırlı rasyonel, en kötü ihtimalle ise irrasyonel olduğunu kabul etmektedir. Tam bu noktada gerçek hayattan bir örnek verelim ve sorular üzerinden konuyu açıklamaya devam edelim:

Güneşli bir pazar günü evinizin temel ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş merkezinin yolunu tuttunuz. Alışverişinizi yapacağınız mağazaya doğru ilerlerken bir giyim mağazasında önceden görüp çok beğendiğiniz, ancak pahalı olduğunu düşünüp almadığınız kıyafetin indirime girdiğini gördünüz. Ne yaparsınız? Bu gibi pek çok indirim anında alınan ürünler büyük bir fırsat mıdır? Yoksa hiç giyilmeyen kıyafetler koleksiyonunuza yeni bir ürün mü dahil olacaktır? Yapılan indirim sonrasında ürünün fiyatı bütçeniz için uygun hale gelmiş midir? Yoksa söz konusu indirim içine düştüğümüz bir yanılgıdan mı ibarettir?

İşte verilen bu örnekteki gibi günlük hayatta karşılaştığımız pek çok durum karşısında aldığımız kararlar duygularımızın kontrolündedir ve rasyonel davranmamızı engelleyen bu durumlara “karar yanılgıları” denilmektedir. Yani rasyonel kararlar vermek göründüğü kadar kolay değildir ve duygularımız, mantığımızı neredeyse her zaman yönlendirmektedir. Bu nedenle insanı diğer canlılardan ayıran “karar verme” yetisi üzerinde etkisi olan “karar yanılgılarının” farkında olmak oldukça önemlidir. Notun bu kısmında altı karar yanılgısı türü kısaca tanıtılmaktadır: Çıpalama, sahiplik, batık maliyet, çerçevelendirme, kendini doğrulama ve yakını hatırlama yanılgıları.

Yazının devamı...